ERGONOMİ

Ergonomi Tanımı, Amacı ve Önemi Ergonomi, çalışanların biyolojik, psikolojik özelliklerini ve kapasitelerini göz önünde bulundurarak, insan-makine-çevre uyumunun tabii ve teknolojik yasalarını ortaya koyan çok disiplinli bir bilim dalıdır. Ergonominin disiplinler arası özelliğinden dolayı kapsadığı alanların her geçen gün artması, diğer bilim dallarına göre yeni bir bilim dalı olması ve uygulamalarının heyecan verici sonuçlar yaratması, üzerinde her geçen gün yeni tanımlamalar yapılmasına neden olmaktadır.

Yunanca“Ergon=iş çalışma”ve“Nomos=yasa” anlamına gelen sözcüklerin birleştirilmesiyle elde edilen ergonomi sözcüğü, insanın anatomik özelliklerini, antropometrik ölçülerini, fizyolojik kapasite ve toleranslarını göz önüne alarak; işyeri yerleşimi ve ortam değişkenlerinin etkisi ile oluşan, organik ve psikolojik reaksiyonlara göre, insan-makine-ortam uyuşumunun temel kuramlarını araştıran bir bilim disiplinini ifade etmektedir. Yani ergonomiyi kısaca, “insan ile meslekler arasındaki ilişkilere, bu ilişkiler içindeki sorunlara, anatomik, psikolojik ve fizyolojik bilgilerin uygulanması” olarak tanımlayabiliriz.

Ergonomi, iş çevresi ile işçi arasında ilişki kuran bir çalışma ortamı olarak ortaya çıkmış bir yapıdır. Ergonomiyi, çalışan ile kullandığı makine ve ortam arasında en iyi uyumu sağlayarak minimum çaba ve minimum zamanda, maksimum verimi elde etme yollarını ortaya koyan bir bilim dalı olarak da tanımlayabiliriz. Başka bir ifade ile işçinin işe değil, işin işçiye uydurulmasının sağlanmasıdır. Örneğin; çalışma masasının yüksekliğinin arttırılması, çalışanın birçok kez işine ulaşmak için gereksiz yere aşağıya doğru eğilmesini önleyecek ve bu küçük değişiklikle çalışanın verimliliği üzerinde olumlu etkide bulunacaktır.

Bu tanımlamaların ışığında, bir işyerinde ergonomik çalışma ortamının oluşturulmasının; makineli bir üretim sisteminde çalışan insanın sağlığını koruyarak, güvenliğini sağlamak; yapılan için nicelik ve niteliğini arttırmak gibi yararları olabileceğini söyleyebiliriz.

Bununla birlikte ergonomik çalışmalarla ulaşılmak istenen amaç, çalışma ortamını, insana gelebilecek tehlikelerden ve kazalardan arındırmanın ötesinde; çalışma ortamını, insanın hoşuna gidecek ve onu mutlu edecek güdeleyici bir ortama dönüştürmektir. Çağdaş ergonomik ilkelere uygun olarak oluşturulan böyle bir ortamda, araç ve gereçler insan özelliklerine ve yeteneklerine göre tasarımlanır; çalışma yöntemleri ve çevre koşulları insana uygun duruma getirilir; yapılan için anlamlı, ilginç ve yararlı olarak algılanması sağlanır; çalışanlara yeteneklerini kullanma ve kendini kanıtlama olanağı verilir; çalışanların kendilerini bir değer olarak görmeleri sağlanır. Böylece bir işyerinde iş güvenliğini sağlayıp, iş kazalarını önlemek, iş gücü kaybını azaltmak, dolayısıyla da verimliliği arttırmak için işyeri ile çalışanlar arasında eşgüdümün sağlanması gerekmektedir. Bunun için de ergonomi biliminin iyi bilinmesi ve uygulaması şart.

Ergonominin Hedefleri Ergonominin ana hedefi; özellikle çalışma hayatının kalitesini arttırmaktır. Bu hem fiziksel hem de psikolojik şartlara bağlıdır. Ergonominin öncelikli hedeflerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

 insancıllık ve Ekonomiklik: Amaçlar göz önünde bulundurularak insana ait özelliklerin, bilgilerin, yeteneklerin ve becerilerin bilinmesi ve bunlara ait alt ve üst sınırların belirlenmesi, insana yaraşır bir iş düzenlemesinin en önemli değerlendirme ölçütleridir.

 Sağlığın Korunması: Geniş anlamıyla çalışma koşullarından ileri gelen hastalıkların önlenmesi veya azaltılması anlamındadır.

 işin Sosyal Uygunluğu: işin sosyal açıdan insana uygunluğu, insanın yaşamını toplumsal normlar içinde sürdürebileceği ortamın sağlanması ve bireyler arası ilişkilerin özendirilmesi anlamını taşır.

 Teknik Ekonomiklik: İnsan-makine sisteminin fonksiyonel açıdan doğru biçimde düzenlenmesi, bu tür sistemlerin performanslarının sürekliliğinin sağlanması ve insanların sitem içinde ekonomik açıdan en doğru biçimde görevlendirilmesi anlamını taşır.

Ergonominin Kapsamı

a. İnsan Fizyolojisi Çalışanların fizyolojik kapasitelerinin üst düzeyde tutulması ve korunması verimli bir iş hayatının temelidir. Yapılan araştırmalar, sağlıklı insanların günde ortalama 2000 Kcal. iş enerjisi harcayarak çalışabileceğini göstermektedir. Ancak, bu ölçüde verimliliğin devamlı olması için de, çalışanların sağlık durumlarının ve fizyolojik kapasitelerinin korunması gerekmektedir. İnsan vücudu belirli fizyolojik özelliklere sahiptir. Bu özellikler;

Kas gerilimi
Metabolik iş verimi,
Hastalıklara karşı direnci
Uyku ve dinlenme süresi gereksinmeleri
şeklinde özetlenebilir.

İnsanın bu özelliklerinin boyutları insandan insana, hatta aynı insanda gün içinde ve günden güne değişim gösterir. İnsan fizyolojik özellikleri:

Yorgunluk,
Alkol ve sigara kullanımı,
Kimyasal maddelerin bulunduğu ortamda çalışma,
Hastalık ve ortam koşullarının (sıcaklık, rutubet, toz, v.b) titreşim ve gürültü etkileriyle olumsuz etkilenebilmektedir.
b. İnsan Psikolojisi Makine ile çalışan bir insanın sağlık, güvenlik ve iş başarısına, insanın psikolojik özelliklerinin de önemli etkileri vardır. Çalışanların iş hayatlarında verimliliklerini olumsuz yönde etkileyen psikolojik sorunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Personel uyuşmazlığı (şaşırma, yanılma, unutkanlık)
Personel üzüntüleri (akraba veya arkadaşlara ait hastalık, ölüm vb. üzüntüler)
Ailevi sorunlar
Meslek sorunları
Ekonomik zorluklar
Güvensizlik
Yukarıda sayılan nedenlerle ortaya çıkan psikolojik sorunlar çalışanlarda; kızgınlık, öfke, üzüntü, isteksizlik, ilgisizlik, tembellik şeklinde ortaya çıkan, iş ve çalışma koşullarını olumsuz etkileyen tepkilere neden olmaktadır. İşyerinde psikolojik düzenlemelerin amacı; çalışana, işyerinde rahat edebileceği bir atmosferin hazırlanmasıdır. Ergonomik çalışmalar, psikolojinin incelediği davranışları iş ortamında ele alır; çalışanın moralini yükselterek, emniyetini ve verimliliğini arttırıcı önlemleri tercih eder. Monoton işlerde değişiklik, renklerin ve müziğin olumlu etkilerinden faydalanmak, çalışanın hoşuna giden çalışma ortamını kurabilmesinde belirli bir serbestliğin verilmesi bu önlemlerden bazılarıdır.

c. Çalışma Ortamı

Ergonomik açıdan çalışma yeri, insanın çalıştığı makine ve onun yakın çevresi olarak tanımlanmaktadır. İnsanın işyerindeki vaktinin büyük bir kısmı çalışma yerinde geçtiğine göre, buradaki çevre koşullarının, yerleştirme düzeninin ve kullanılan yardımcı araç-gereçlerin optimum verimi sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Endüstriyel ve teknolojik yeniliklerin yaratıcı ve yapıcı gücü olan insan, bu gücü ile meydana getirdiği, çeşitli makine ve sistemlerin oluşturduğu işyeri ortamı ile devamlı bir bütünleşme halindedir. Çalışma ortamı koşullarının incelenmesi, araştırılması, iş veriminin arttırılması, işçinin sağlık, güvenlik ve mutluluğunun korunması, mesleki etkilenmelerin ve iş kazalarının azaltılması doğrultusunda yapılacak çalışmalar, ulusal ekonomilerin gelişimlerine katkı sağlamaktadır.

Ç. İnsan-Makine ilişkisi Teknolojik gelişmelere paralel olarak çalışanların iş yüklerinin azaldığı söylenebilir. Aksine çalışanların fiziksel yükünün azalmasına karşın, zihinsel yüke dönüşerek arttığını söylemek daha doğru olacaktır. Çünkü üretim için insana duyulan gereksinme nicelik olarak azalırken, nitelik olarak artış göstermektedir. Bir üretim sistemi içinde insanın fonksiyonları ve sorunlarına ergonomik açıdan yaklaşım bugüne kadar farklı ergonomik modellerle açıklanmıştır. Makine kullanan çalışan, makine ve ortamdan gelen sürekli bir enformasyon akışı altında çalışır. Algı organları ile dış ortamdan algılanan bu bilgiler merkezi sinir sistemi aracılığı ile el, kol ve vücudun farklı organlarınca bir eylemle yanıtlanır. Alınan bilgiye verilen yanıt ne uygunsa, sistemin başarısı da yüksek olacaktır. Yanıtların uygunluğuna veya sistemin iş başarısına ortam ve makineden gelen bilgi sinyallerinin boyutları yanında, çalışanın nitelikleri de etkilidir.

Üretim sistemini oluşturan insan-makine-ortam gibi üç öğe vardır. Ortamın özellikleri insanı etkilediği gibi makineyi da etkiler, ortam ve makineden gelen bilgiler daha sonra merkezi sinir sistemine iletilir. Merkezi sinir sitemi, alınan bilgilere en uygun yanıtı hazırlar. Bu işleme seçim işi denir. Algılama ve seçim, insanda zihinsel yük yaratır, insanın o zamana değin kazandığı deneyimler ile eğitim seçimin uygunluğu ve yükü üzerinde etkilidir. Yapılan seçimin uygulanması, sinir sistemi, iskelet ve kasların yardımı ile el, kol ve vücudun değişik hareketleriyle eylem haline dönüşür. Yapılan eylem insanda fiziksel bir yük oluşturur. Eylemin yapılmasında insan özellikleri açısından en büyük etken, antropometrik özelliklerdir. Algılama, seçim ve eylemin başarısı, insan iş başarısını; insan iş başarısı sistemin diğer özelliklerine bağlı olarak makineli üretimin ve sistemin iş başarısını ortaya çıkarır.

Bazı ülkeler ve ABD de “insan faktörleri”, diğer ülkelerde yaygın olarak kullanılan terimiyle “ergonomi” insan kullanımına yönelik tasarım, çalışma ve yaşama koşullarının en uygun hale getirilmesini amaçlayan uygulamalar bütünüdür. Bu açıdan ergonomi iş, ürün tasarımı, ev yaşamı ve dinlenme dönemi etkinlikleri ve bunlara yönelik üretimle ilgili olarak çevre ile kişinin etkileşimi olarak tanımlanabilir. Çeşitli iş ve çevre koşullarında insanların makinelerle ilişkisini konu edinir. Bu ilişki kişinin bedensel, ruhsal özelliklerini göz önüne alır. İnsan eğilimlerinin, yeteneklerinin ve kısıtlılıklarının bu ilişkideki rolü üzerinde durur. Bu değerlendirmelerin sonucunda elde edilen verileri insan-makine sistemlerinin tasarımında, iş yeri ve çalışma ortamının düzenlenmesinde, kullanır (3-6) Ergonomi genel anlamda yaşamın (dünyanın) insana uydurulmasını hedef almıştır.

Ergonomide Yüklenme ve Zorlanma Ergonomik araştırma ve uygulamaların asıl amacı, insanın çalışması sırasında işten kaynaklanan yüklenmeleri belirlemek, bu yüklenmeler karşısında ne ölçüde zorlandığını incelemek ve olumsuz çalışma koşullarını insanın fiziksel, davranışsal ve psiko-sosyal ihtiyaçları ile uyumlu hale getirmektir. Yüklenme; yapılan işe bağlı iŞ zorluğu, işin yapıldığı ortamın doğurduğu durumsal faktör ve büyüklükler ve bunların zamansal bileşimlerinden kaynaklanmaktadır.

Yüklenme nesnel bir kavram olup işi yapandan kesinlikle bağımsızdır. Yüklenme, işi yapacak olan kişi üzerine etkide bulunur. Kişinin işi kabullenmesi halinde (etkinlik) ortaya bir performans çıkar. Yüklenme, işi yapan kişi üzerinde birtakım etkiler de oluşturmaktadır. Yüklenmenin işi yapanda doğurduğu bu değişimlere “zorlanma” denilmektedir. Yüklenmenin aksine zorlanma öznel nitelikte bir kavramdır. işi yapanın kişisel özelliklerine bağlıdır. Aynı yüklenme iki farklı kişi üzerinde farklı zorlanmalara yol açabilir. Zorlanma kişide yorgunluk, monotoni veya uyum gibi etkilere neden olmaktadır.

Zorlanmanın en aza indirilmesi amacıyla işlerin planlanması aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. Bunlar:

işyerinin Düzenlenmesi Kaldırma ve taşıma işleri planlanırken, yeterli bir hareket alanının bırakılmasına dikkat edilmelidir. Özellikle hareket alanı içerisinde taşımayı güçleştirici engeller ortadan kaldırılmalıdır. Hareket alanı, yükün büyüklüğüne, taşınacak nesnenin şekline, yapısına, tutma yerlerine ve yapılacak hareketlere uygun olmalıdır.
Yükün Büyüklüğü Kaldırılacak veya taşınacak bir yükün sadece ağırlığı değil, aynı zamanda boyutları, uygun tutacak yerlerinin bulunup bulunmaması, kolay zarar görebilmesi, iş güvenliği açısından tehlikeli olması ve ağırlık merkezinin durumu iş görenin zorlanması etkilemektedir. Kaldırma sırasında yükün ağırlık merkezi vücuda mümkün olduğu kadar yakın olmalıdır.
3. Görüş Sahası Bir çalışanın taşınacak yükün boyutlarını etkileyebilmesi ve değiştirebilmesi genellikle olanaksızdır. Bu nedenle büyük hacimli yüklerin taşınmasında ve yere bırakılması sırasında görüşü engellememesine dikkat edilmelidir.

4. Hareketlerin Uygunluğu Kaldırılacak veya taşınacak yükler doğru kasların uygun Şekilde kullanımı ile çalışanın tüm gücünü sarf etmeden hareket ettirilmelidir. Hareketler dengeli ve yumuşak olmalı, ani ve sert hareketlerden kaçınılmalıdır.

5. Tutma Yerleri Büyük hacimli ve elin erişme mesafesine uymayan yüklerin taşınmasında uygun tutma yerleri bulunmalıdır. şayet böyle tutma yerleri bulunmuyorsa, bu takdirde yüklenmeyi azaltıcı başka önlemler araştırılmalıdır. Tutma yerlerinde keskin köşelerin bulunmamasına ve yükün güvenli bir Şekilde taşınabilmesi için tutma yerlerinin tüm parmakları içine alacak Şekilde düzenlenmesine dikkat edilmelidir.

Ergonominin Çalışanların Verimliliği Üzerindeki Etkileri Verimlilik mevcut kaynaklarla üretimi, niteliksel ve niceliksel olarak maksimuma çıkarma olarak tanımlanabilir. Örgütsel girdilerin ne kadarının ürüne dönüştüğünü, ne kadarının ise sistemde emildiğini gösteren verimlilik, bir örgütün elindeki kaynakları ne denli iyi kullandığının bir göstergesidir. Verimlilik artışı, örgüte üretken devreyi yenilemek için gerekli girdileri satın almaya yetecek kaynak sağlamanın ötesinde yedek bir sermaye de sağlar. Bu yedek sermaye örgüte, varlığını sürdürme ve büyüme olanağı verir. Verimlilik artışından kaynaklanan bu büyüme, yeni bir verimlilik artışına kaynaklık eder. Büyüme ve verimlilik döngüsü, örgüt optimal büyüklüğe ulaşıncaya kadar sürer.

Genel olarak verimliliği etkileyen faktörleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

Kullanılan hammaddenin yapısı ve kalitesi,
Uygulanan üretim süreci (teknoloji),
Üretim araçlarının kullanım derecesi,
Üretimde süreklilik ve standartlaştırma,
İnsan gücünün etken kullanımı

Örgütlerin büyümesinde ve gelişmesinde bu denli önemli olan verimliliğe ulaŞmak, fiziksel ve parasal üretim kaynakları kadar insan kaynağına önem vermek ve onun yeteneklerinden optimal biçimde yararlanmakla mümkündür.

Çünkü bir üretim sisteminin başarıya ulaşmasında en etkili öğe kuşkusuz insan kaynağıdır. İnsansız bir üretim sistemi düşünülemez. Tam otomatik sistemlerde bile denetleme işlevini üstlenen insan, sistemin başarısının temel belirleyicisidir. İnsan öğesini yeterince değerlendirmeyen bir sistem tasarımının, uzun dönemde ekonomik olması beklenemez. Üretimde alınacak hiçbir önlem insan gücünün etkinliği ile karşılaştırılmaz. Bu açıdan işin bir bütün olarak çalışana uydurulması verimliliğin önkoşuludur. Diğer yandan herhangi bir iŞ sistemi içindeki çalışan seçimi, yetiştirilmesi ve adaptasyonu da çalışanın makine ve çevresine uyumu açısından önem taşır. Her iki durumunda da çözüm için doğru sorular sorulmalı ve yanıtlar aranırken mevcut veya araştırma sonucu elde edilecek ergonomik bilgilerden yararlanılmalıdır.

Bir sistemin verimli olarak çalışabilmesi için aşağıdaki hususların uyumunun maksimum düzeyde sağlanması gerekmektedir:

Çalışma yerinin düzeni,

İş güvenliği ve meslek hastalıkları açısından sistemin tasarımı,

İş sisteminin amacı gerçekleşme derecesi,

Çevre koşulları,

Çalışma araçlarının konumu,

İş organizasyonu,

Sistem amacına göre insanın yetişme derecesi.

Bilginin ve bilginin üretilme biçimlerinin de ergonomik yapısının yoğun bir Şekilde ele alındığı dönemleri yaşıyoruz. Günümüzün koşulları içerisinde değerlendirildiğinde daha ileri düzey ergonomilerin gelişimi söz konusudur. “Yeni Ekonomi” ile Şekillenen bu yeni gereksinimler enformasyon Şirketlerinin etkinliğinin artması ile ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkan bilgilerin sistematik bir anlayışla sorunsuz olarak yeni bilgi üretimlerine olanak tanıyabilmesi için paylaşımlarının en ergonomik Şekilde gerçekleştirilmesi, mevcut ergonomik standartlara yenilerinin eklenmesi anlamını taşıyor. Bilgi üreten insanın bu işi en yüksek verimle yapmasını, bu sayede ortaya çıkan bilgileri paylaşmasını, daha sonradan kolayca ulaşabileceği veya unutmayacağı Şekilde arşivlemesini sağlamak gibi işlevler günümüzün Şirketlerinde ciddi ihtiyaçlar haline geldi. Bilgi üretmek için çalışan firmaların işi yürütmek adına geliştirdikleri ergonomik düşünceler, verilerin transfer edilme disiplinleri (bilginin el değiştirme yöntemleri) bilginin üretilmesi için verilen iŞ emirlerinin anlaşılırlığının garantisinin sağlanması gibi gereksinimlerden doğmaktadır.

Bilişsel ergonomi

(başlangıçta mühendislik psikolojisi olarak ta adlandırılmıştır): işin bilgi işleme gereksinimleriyle ilgilenir. Başlıca uygulamaları hata olasılığını en azda tutarak insan performansını artırmaya yönelik olarak kadran, kontrol ve bilgisayar programları geliştirmektir (15-17) Bilişsel ergonomi insanlar ve sistemin diğer öğeleriyle etkileşimleri açısından algılama, bellek, mantık yürütme ve motor cevap gibi mental süreçlerle ilgilenmektedir. Başlıca konuları arasında mental iş yükü, karar verme, becerili performans, insan bilgisayar etkileşimi, insan güvenilirliği, iş sistemi, bunları insan sistem tasarımıyla ilişkili becerileri kazandırma gibi konuları kapsamaktadır) (8-11)

Bilişsel ergonominin mental süreçlerle (yani beynin yaptığı işle) ilişkili olduğu belirtildi. . Algılama, bellek, mantık yürütme, motor cevap, gibi öğelerle insan ve sistemin diğer öğelerinin etkileşimi açısından ilgilenir. Mental iş yükünün bileşenleri arasında karar verme, beceri ile ilişkili performans, insan bilgisayar etkileşimi, insanın karar güvenilirliği, iş stresi ve eğitimini insan sistem tasarımı ile bağlantılı olarak inceler.

Klasik ergonomi kitapları bunu açıklayabilmek için hava trafik kontrolünü verirler. Trafik kontrolörü çalışma istasyonunda bir yada birkaç ekran, telefon ve radyo ile bağlantılı çalışır. Bunların hepsi trafik kontrolörüne anlaması, yorumlaması, olabilecek sorunları kestirmesi, karar vermesi ve verdiği kararı iletmesi gereken süreçle ilgili bilgiyi sağlar. Bilişsel ergonomiciler bu süreci değerlendirerek çalışma istasyonu. , tüm sistem, eğitim ve çalışma istasyonunun bulunduğu çevreyi söz konusu sürecin düzgün ve güvenli olmasını sağlayacak biçimde düzenlenmesine çalışır. Bu nedenle ışığın ekranda parlamamasını sağlayacak şekilde aydınlatmayı sağlar. Temel amaç kontrolörün ekranı düzgün olarak görmesidir. Yine kontrolörün en az hata yapacağı çalışma süresinin ne olduğunu belirlemeye çalışır. Mümkün olduğu kadar otomasyonu artırarak kontrolörün dikkatini problemli uçak üzerinde yoğunlaştırmasına olanak verir. Böylece problemsiz uçağa dikkatini ayırması gerekmez (7)

Fiziksel ergonomi:

fiziksel etkinlikleriyle ilişkili olarak insanların anatomik,. antropometrik, fizyolojik ve biyomekanik karakteristikleriyle ilgilenmektedir. Dolayısıyla çalışma sırasındaki duruş özellikleri, işlenecek materyalle ilgili işlemler, yinelenen hareketler, işle ilgili kas iskelet sistemleri, güvenlik ve sağlık temel konularını oluşturmaktadır (8-11)

Fiziksel ergonomi çevremizde performansımızı etkileyebilecek fizik etmenleri konu edinir. Fiziksel terimi fizikçilerin kullandığı anlamda ısı, ışık, gürültü, toz kimyasallar vb dir. Kişilerin rahat çalıştıkları bir termal konfor sınırı vardır. Ancak ağır iş yaptıklarında daha soğuk bir ortamı yeğlerler. Fiziksel ergonomi bu etmenlerin insan üzerindeki özellikle zararlı etkilerine ağırlık verir. Böylece insanların kendilerine zarar vermeyecek hatta ondan hoşlanacak ve mutlu olacakları bir fizik ortada bulunmaları için çalışır (30)

Fiziksel ergonomi açısından antropometri vücut boyutlarının ölçülmesi ve nitelendirilmesiyle ilgilenir. Antropometrik veriler elbise, mobilya, makine, araç gereç ve çalışma istasyonlarının tasarımcılarına önemli ipuçları verir (18-20) . İş fizyolojisi: dolaşım, solunum ve iskelet sisteminin işin metabolizmadan sağlanacak enerji gereksinimlerine verdiği cevapları konu edinir. Bu disiplin iş talebi ve işçinin kapasitesinin uyumsuzluğuyla ilgili verilerden yola çıkarak yerel veya genel vücut yorgunluğunu önlemeyi hedefler (21) . Biyomekanik, özellikle doku mekanik streslerine yanıt olarak insan dokusunun mekanik özellikleri ile ilgilenir (22) Bazı mekanik stresler belirgin travmalara yol açar. Birçok durumda makine koruyucuları ve kişisel koruyucu donanım gibi mühendislik teknikleriyle önlenebilir (23) Kimi travmalar ise daha sinsidir ve birikimsel zedelenmelere ve hastalıklara yol açabilir. Bu stresler vibrasyonda olduğu gibi dışsal, tendon gerilmelerinde olduğu gibi içsel olabilir.

Tavukların kesildikten sonra parçalanması işinde çalışan işçilerde görülen el ve parmaklardaki uyuma ve karıncalanma, sebze hasadındaki hatalı duruş özellikleri nedeniyle çiftçilerde görülen bel ağrıları, hastayı yataktan tekerlekli sandalyeye oturtma uygulamasına bağlı olarak hemşirelerde görülen bel ağrıları vb örnek verilebilir.

Bu uygulamaların sonuçları kaza değildir (kaza öncede tahmin edilmeyen, beklenmeyen, aniden ortaya çıkan, mala zarar veren, yaralanmaya veya ölüme yol açan olaydır (14, 23)

Örgütsel ergonomi:

Örgütsel yapıları, politika ve süreçleri dahil olmak üzere sosyoteknik sistemlerin en uygun duruma getirilmesiyle ilgilenir. Konuları arasında iletişim, ekip kaynak yönetimi, iş tasarımı çalışma saatlerinin belirlenmesi, ekip çalışması, katılımcı tasarım, toplum ergonomisi, uyumlu çalışma, işbirliği içinde çalışma, yeni iş paradigmaları, örgütsel kültürü, sanal örgütler, tele iş, ve kalite yönetimi sayılabilir. Örgütsel ergonomi insanları ve işi en iyi etkiyi sağlayacak biçimde örgütlemeye çalışır. Sözgelimi hava trafik kontrolörleri örneği ele alınacak olursa özellikle yoğun tatil dönemlerinde vardiya çalışmasının işlevi azaltmayacak biçimde düzenlenmesi örgütsel ergonominin işidir (2, 8-11)

İnsan, makine, iş gereksinimi, ve çalışma yöntemleri arasındaki karmaşık ilişkiyi konu edinen ergonomi bilimi birçok bilimin sağladığı verilerden yararlanmak zorundadır.

İşin niteliği ne olursa olsun iş insan üzerinde değişik derecelerde stres yani zorlanma nedenidir. Ergonomiciler çalışma ve yaşama ortamındaki stresi ve insanın bu stresle baş edebilme çabalarını ya da uyumunu sağlayacak önlemleri araştırır. Kısacası hayatın insan üzerindeki zorlayıcı ve olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması ya da sınırlandırılmasına yönelik bütün çabalar ergonomi alanına girer.

Temel ergonomi özelleşmelerinin hedefleri şunlardır:

1. Fiziksel yönetim

2. Beceri yönetimi

3. Risk yönetimi

4. Zaman yönetimi

Psikososyal çevrede:

1. Sosyal

2. Kültürel

3. Yaşama biçimi

Fiziksel çevrede:

1. Fiziksel etkenler

2. Kimyasal etkenler

3. Biyolojik etkenler

Teknoloji alanında:

1. Ürün tasarımı (antropometrik, biyomekanik)

2. Bilgisayar donanım etkileşim yüzeyi tasarımı

3. Bilgisayar program etkileşim yüzeyi tasarımı

Ergonomi bütün bunları yaparken aşağıdaki etkenleri göz önüne alır:

1. Fiziksel faktörler: Çevre koşulları (eşyalar)

2. Biyolojik etmenler (vücut boyutları, vücut yetenekleri, fizyolojik süreçler)

3. Psikolojik etmenler (mental iş yükü, bilgi işleme, eğitim, güdülenme)

4. İş etmenleri (iş gereksinimleri (zaman, hız vb) , iş tasarımı

5. Örgütsel etmenler (örgüt tipi, örgüt iklimi, yönetim biçimleri)

Bu durumda “insan faktörleri” tanımına giren bileşenler şöyle sıralanabilir:

1. Bilişimsel araçların tasarımı

-İşlevlerin alt bileşenlerinin belirlenmesi

-İşlevlerin tanımlanması

-Kullanıcı bağlantı ve erişim (uzanma, ulaşma) tasarımı

-Kullanıcı rehberlerinin hazırlanması

2. Çevre

-Aydınlatma

-Gürültü

-Isıtma vb

3. Kullanıcı farklılıkları:

-Yaş

-Görme durumu

-Vücut boyutları ve biçimi

-Özel gereksinimler

4. İş uygulamaları

-Görev ve iş tasarımı

-Kullanım kapsamı

-Örgütsel yapı

-Politika ve uygulamalar

5. Değerlendirme

-Kullanıcı gereksinimleri

-Prototip geliştirme

-Standartlar/mevzuat

6. Bilişsel öğelerin dışında kalan somut nesnelerin tasarımı

-Çalışma istasyonu tasarımı

-Girdi/çıktı araçları

-Çalışma yeri tasarımı

-Sağlık ve güvenlik

7. Eğitim-beceri kazandırma

-Gerekli beceriler

-Deneyim

-Güdülenme

-Eğitim ve beceri kazandırma gereksinimi

Bütün bunları gerçekleştirilebilmesi için görevin yapılması, uygulanması, karar verme, izleme, düzeleme ve süreç, bilgilendirme aşamaları gerçekleştirilmek zorundadır.

Ergonominin amaçları:

1. Yürütülen işin etkililiğini ve etkinliğini artırmak: Kişi ile makineler arasındaki temel fark insanların hata yapmasıdır. Kişilerin hata nedenleri incelenecek olursa hatalar azaltılabilir. Bu yolla kullanım rahatlığı ve performans güvenilirliği artar. Sistemin verim ve etkililiği yükselir.

b. İşte istenir insan değerlerinin artırılması:güvenliği, teknoloji kullanım rahatlığını artırır, operatörün yorgunluğunu azaltır, bireyin stresini artırır, kullanıcı doyumunu artırır, kişilerin yaşama kalitesini yükseltici etki yapar.

Kişiler erkek, kadın, çocuk ya da yaşlı, üretici ya da tüketici, sakat ya da sağlam, oluşlarına göre değişik özelliklere sahiptirler. Doğumlarından başlayarak çevre koşulları ve dış dünyadaki birçok durum ve araçla etkileşim ve ilişki içerisine girerler. Ortamın aydınlanması, ısısı, gürültüsü, çalışma ortamının boyutları, tasarımı, yerleşimi:kullanılan araç gereç ve avadanlıkların özelliği, mobilyalar, dinlenme etkinliklerinde kullanılan araç ve gereçler, günlük yaşamın birer parçası olan tüm araç gereç, makineler kişinin sürekli etkileşim içerisinde bulunduğu ve onu çeşitli şekillerde etkileyen çevre unsurlarıdır. Ergonomi tasarımda insanı merkez alan bir bilimdir (4, 24-27) .

Ergonomi kişilerin hayatının insana uygun hale getirilmesini (humanisation) amaçlar. İnsanların yaşama kalitesini yükseltir. Yakın çevrenin sağlık koşullarına uygun hale getirilmesi, bir takım tehlike olasılıklarının ortadan kaldırılması temel amaçtır. Çalışma saatlerinin düzenlenmesi, fizyolojik özelliklere uygun çalışma düzeni, kullanılan araç ve gerecin işe ve kullanan kişiye uyumunun sağlanması temel amaçtır. Birçok kaynakta ergonomi teriminin iş ve işçi uyumu olarak dar anlamda alınmasına rağmen yaşamın insansılaştırılması ya da insana uygun hale getirilmesi amacı esastır.

Yaşamın insansılaşması:

İnsanlar ilk çağlardan beri daha iyi ve daha kolay yaşayabilmek için, deneme yanılma yöntemiyle de olsa ergonomi kurallarını uygulamaya çalışmışlardır. Ayakta yemek yiyen insanın oturarak yemek yemeye başlaması, daha sonra yerde değil bir taşın üzerine oturması, oturduğu taşı düzleştirmesi, yiyeceklerini bir başka taşın üzerine koyması, o taşın üzerini düzleştirmesi, daha sonra doğal araç ve gereci taklit ederek amacına daha uygun günlük eşyaların yapımını gerçekleştirmesi, kaldıraç olarak uzun bir kalas kullanması, cisimleri yuvarlak ağaç gövdelerinden yararlanarak taşımaya başlaması ve tekerleği bulması bunlara örnek olarak verilebilir. Yaşlandığında yürümesine yardımcı olması için eline bir ağaç dalı almış ve bu giderek baston haline gelmiştir. Topraktan kap kaçak yapmıştır. Önceleri açıkta yaktığı ateş için daha sonra bir ocak yapmış belki de mağaranın tavanındaki bir delikten çıkan dumanın kendisini rahatsız etmediğini görmüştür. Daha sonra da o deliği kendisi açarak baca yapmıştır.

İnsan yapısı gereği sürekli değişmek ve çevresini değiştirmek zorundadır. Ulaştığı hiç bir gelişim dönemi insan için son aşama olamaz. Sürekli daha ileri ve daha uygun koşulları yaratma çabası içerisindedir. Makineler, makine bataryaları olarak kabul edebileceğimiz fabrikalar, yer altından madenlerin çıkartılması bütün bu amaçlarını gerçekleştirmek için yapmak ve geliştirmek zorunda olduğu sistem ve uygulamaların temelidir. Çalışarak üretmek zorundadır. Üretirken yaratılan ortam koşullarından olumsuz etkilendiğini de görmektedir. Bu olumsuz etkileri de en aza indirmelidir. Kısacası insanlar ilk çağlardan beri dünyayı insana uygun hale getirme çabası içerisindedir. Bunu yaparken kendisine daha rahat ve kaliteli bir hayat sağlamak çabası içerisindedir. Bunun bedelini bazı olumsuz çevre etkileriyle de ödemektedir. Çünkü kendisi hala yaşadığı çevrenin ve koşulların efendisi değil onun bir bölümüdür.

Bu durumda ergonominin tanımında yer alan işin insana uygun hale getirilmesi çevrenin kısacası hayatın insana uygun hale getirilmesi aşağıdaki öğeleri kapsamaktadır:

– Çalışma ortamının olumsuz fizik koşullarının etkisiz hale getirilmesi ya da bunu etkisiz hale getirecek önlemlerin alınması.

– Çalışma sürecinin insanın bedensel ve mental yeteneklerine uygun hale getirilmesi.

– Araç gereç tasarımını kullanıma daha elverişli hale gelmelerini sağlayacak biçimde geliştirmek.

– İş yeri ortamının ya da günlük yaşama ortamının kendisine en uygun, duruma getirme

– Çalışma koşullarını, saatlerini, biçimini insana en uygun hale getirme

– İş temposuna, çalışma saatlerine ve monotonluğa bağlı olarak oluşabilecek zorlanmaların engellenmesi ya da en aza indirilmesi

– Gerek iş gerek ev ve gerekse diğer etkinlikler sırasında yaşama ve çalışma kalitesini yükseltecek düzenek, ve düzeltmeleri yapmak

– Bütün bu etkinlikler sırasında güvenliğini ve sağlığını tehlikeye düşürecek tehlikeleri ortadan kaldırabilecek önlemleri almak sayılabilir.

Bu durumda insan için tasarım, grup için tasarım, örgüt için tasarımdan söz edebiliriz:

İnsan için tasarım:

-Çalışma istasyonu tasarımı

-Bilgi, beceri ve eğitim gereksinimleri

-Çevre

-Görev tasarımı

-Görev desteği

-Sağlık ve güvenlik konuları

-Yaşlı işçiler vb.

Ekipler, çalışma grubu, çalışma postası için tasarım:

-İş tasarımı, kültürel konular

-Genel sistem ve durum modelleri

-Ekip çalışmasıyla ilgili örgütsel öngörüler

-Ekipler için teknik kaynaklar

-Ödüllendirme yapısı vb.

Örgütsel tasarım:

-Global çalışma, kurala bağlı süreçler, kültürel konular

-Sorumluluk, otorite ve katılım

-Yetenekleri geliştirme, örgütsel öğrenme, yaşam boyu bilgi yönetimi

-Destek zinciri etkinliği

-Gelişme ve yozlaşma vb.

J. Rassmussen 2000 yılında San Diego’daki “IEA” Kongresinde şunları söylemektedir :

:”Son zamanlardaki büyük kazaların dikkatli bir değerlendirmesi, bunların hata ve yanılgıların rastlantısal olarak bir araya gelmesi sonucu değil, örgütsel davranışın güvenli işletimin sistemli biçimde güvenli işletimin sınırlarına kayması sonucu olduğunu görürüz. Büyük kazalar, farklı örgütlerde ve aynı zamanda farklı noktalarda yerel olarak en iyi yapan birçok karar vericinin kararlarının yan etkisidir”

Bu konu ergonomi açısından da giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu nedenle ergonomi alanında çalışanlar kaza ve afet sonrası analizlere giderek daha büyük oranda önem vermektedirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir